Akşamlarımızı diziyle, futbolla öldürmeyelim

Yıkılmaya yüz tutmuş bir kulübeyi onaranlara ecel vaktini hatırlatan Peygamberimiz, saatlerini dizilerin ve futbol programlarının karşısında geçiren biz Müslümanları görseydi ne derdi acaba?

Müslüman her şeyden önce gerçekçidir arkadaşlar. Televizyon senaryosunda değil, gerçek hayatta yaşanan şeylerle meşgul olur. Müslümanın gecesi gündüzü, kan ağlayan İslam ümmetinin dertleriyle dertlenmektir. Dünya her gün ahlaksızlık batağına biraz daha saplanıp dakikada bir cinayet, intihar, tecavüz ve gasp olayları yaşanıyorken ve ilahi hesap günü an be an yaklaşıyorken bırakalım Müslümanı  aklı başında hiçbir insan kısacık ömrünü ekranlara seyirci kalarak geçiremez.  

Yüce Rabbimiz ideal müminlerin vasıflarını sayarken “Onlar boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler” buyurur. (Müminun suresi, 3) Hayat önderimiz Peygamber Efendimiz “kişinin kendine yararsız şeyleri terketmesi İslam’ının güzelliğindendir” demişlerdir. (Tirmizi, İbni Mace) Vahyin bu beyanları akşam vakitlerini televizyon karşısında geçiren bir çok aileye uyarıdır. Bugün babasıyla anasıyla, kızıyla oğluyla bir çoğumuz dizilerin, futbol ve yarışma programlarının esareti altındayız. Evlerin demir baş eşyası halini alan televizyonlar müstehcenlik ve sömürü askerleriyle ahlakımızı ve şuurumuzu esaret altına almıştır. Bunu farkedelim arkadaşlar. Televizyon dizi-filmleri İslam düşmanlarının ümmeti uyutmak için gözlerimizden kalbimize enjekte ettiği uyuşturucudur. Yüz yıllar öncesinde topla, kılıçla yapamadıklarını müslüman toplumda bugün reklamlarla ve sahte kahramanlarla gerçekleştirmektedirler. Günlük hayatta tanık olduğumuz pek çok edepsizliği ve pisliği önce televizyon ekranında diziler-filmler yoluyla görmüş ve alışmışızdır. Televizyonla iğdiş edilen bilinçlerimiz dışarıda gördüğümüz İslami yanlışlara sesimizin çıkmasına engel olmaktadır.

Ekranların çoğunda aşk, dram, komedi, yarışma ve futbol zehirleriyle bizlere yudum yudum uyuşturucu veriliyor. Hala anlamıyor muyuz ey Allah ve Rasülünün razı olmadığı yanlışları eliyle, diliyle değiştiren veya hiç olmadı kalbiyle bunlara buğzeden hakikat temsilcileri? Hala anlamıyor muyuz? Seyrettiğimiz ekranın arkasında dinimize yani dünya ve ahiretimize kasteden düşman orduları vardır. İslam’ın yasakladığı edepsiz giysiler, edepsiz sözler ve edepsiz münasebetler hiç ar duyulmadan ekranlarda teşhir edilmektedir. İslam’ın yasakladığı her kötülük bizim düşmanımızdır. Allah düşmanı olan her şeytani iş, her tür cinsel ve ticari sömürü bizim de düşmanımızdır. O halde bir düşman gibi davranalım bunlara. Öyle demiyor mu Rabbimiz Kuran-ı Kerim’inde? “Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.” (Fâtır, 6)

Seyrettiğimiz dizi-filmlerin gerçek hayatta yaşanıyor olması, dolayısıyla bunları seyretmenin faydalı olduğu şeklindeki bahaneler ne kadar komik! Gerçek hayatta yaşanan şeyler mi arıyoruz, bunlardan ders mi çıkaracağız kendimize? Tıklatalım o zaman yanıbaşımızdaki komşumuzun kapısını, ne derdi var diye. Evlerinden adeta kovulmuş yaşlılarımızın daru’l acezelerine gidelim gerçek şeyler arıyorsak. Susuzluktan sidiğini içen çocuklara bakalım Afrika’da. Eve geç gelmesine kızan babasını dört yerinden bıçaklayıp öldüren 14 yaşındaki kızlarımıza bakalım gerçeklik istiyorsak. Dünya ve ahiretimiz için ders alacağımız gerçek, yaşanmış hikayeler için açalım eşsiz kitabımız Kuran-ı Kerim’i. Okuyalım hazinelerinin anahtarını güçlü kuvvetli birkaç kişinin taşıyamayacağı kadar zengin Kârun’un kıssasını. Kibre kapılınca nasıl saltanatıyla yerin dibine geçirildi görelim. Mağara arkadaşlarının kıssasını okuyalım eşsiz kitabımızdan? Neler geldi başlarına ve mağarada 300 yıl nasıl uyuttu onları Rabbimiz? Atıldığı ateş serinliğe çevrilen İbrahim’in, baş düşmanının sarayında büyütülen Musa’nın, babasız dünyaya gelen İsa’nın kıssalarını okuyalım oradan. Ve denizde boğulan, korkunç sesle helak olan, yerin dibine geçirilen eski kavimlerden dersler çıkaralım kendimize. Gerçeğin de gerçeği, ibretin de ibreti Rabbimizin Kuran’ında ve Peygamberimizin sünnetindedir arkadaşlar, farkedelim bunu.

Tüm bunların ötesinde işin en önemli yanı, televizyonda dizi-film izlerken düştüğümüz haramlardır. Ne erkekler yabancı kadınların kapatmaları gereken avret yerlerine, ne kadınlar yabancı erkeklerin kapatmaları gereken avret yerlerine bakamaz, hele hele asla seyredemezler. Yiten İslami hassasiyetin unutturduğu bir gerçek bu; müslüman harama bakamaz. Kadınların yabancı erkeklere karşı örtmeleri gereken avret yerleri, el ve yüzleri dışında tüm vücutlarıdır. Erkeklerin birbirlerine ve kadınlara karşı avret yerleri ise göbek deliğiyle diz kapakları arasındaki bölgedir. Yaratıcımız ve sahibimiz Allah Teâlâ kadın ve erkeğe ayrı ayrı şu ikazları yapar: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini harama dikmesinler, ırzlarını korusunlar. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, yaptıklarından haberdardır.” (Nur, 30) “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini kendiliğinden görünen kısmı (yüz ve eller) müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar…” (Nur, 31)

Bize beşikten mezara nasıl yaşamamız gerektiğini öğreten Peygamber Efendimiz, Ümmü Seleme validemize hitaben; “bir kadın büluğ çağına erdikten sonra eli ve yüzü dışında vücudunun hiçbir yerini yabancı bir erkeğe gösteremez” buyururlar. Yine Hazreti Ali’ye hitaben; “Ey Ali, bakışı bakışa ekleme (yabancı kadına tekrar tekrar bakma.) Kasıtsız olan birinci bakış hakkındır, ama ikinci bakış hakkın değildir” buyururlar. (Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel) Televizyon ekranında yabancı erkek ve kadınlara bakmanın sakıncasını “… gözün zinası bakmaktır” sözüyle ifade eder Efendimiz. (Buhari, Müslim) Saatlerce televizyonun başında kalan erkek ve kadınlar bir çok göz zinasına düşüyor ve Allah’ın yasakladığı sınırı ihlal etmiş oluyorlar. Oysa iffetimizi koruyup öncelikle haram endişesinden ötürü dizi-filmleri seyretmeyi terkedersek Allah Teâlâ çok daha büyük hazlar bize tattıracaktır. Kudsi bir hadiste şöyle buyurur Rabbimiz: “Harama bakış, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim onu benden korktuğu için terkederse ona kalbinde zevkini duyacağı bir iman bahşederim.” (Taberâni, Hâkim)

Sonuç olarak müslüman kardeşlerim, artık iş dönüşü bağımlılığa çevirdiğimiz dizi-film seyretmelerini terkedelim. Ekran karşısında zamanımızın hem de günah ve haramla geçmesine izin vermeyelim. Bu şekilde ailecek ne sağlıklı düşünebiliyor, ne birbirimizle gerekli iletişimi kurabiliyoruz. Kızını ekranlara, dizi-filmlere ve türlü yarışma programlarına terkeden bir baba, onu Allah düşmanlarına teslim etmiş demektir. Kızına saatlerce televizyon seyrettiren bir baba onu pis flörtün, pis tüketimin, pis ihtirasın kucağına atmış demektir. İstediği kadar nasihat etsin bir şey değiştirmez; artık ondan ne edep ne parlak bir istikbal bekleyebilir. Bu durum erkek çocuk için de, anne için de geçerlidir. Evin reisi baba olduğundan öncelikli sorumluluk ona düşer. Elbette herkes kendini düzeltmeye gayret etmelidir. Rabbimiz öncelikle aile reisi olan babalara, sonra tüm mümin fertlere şöyle buyurur: “Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 6)

Artan meşguliyetlerle zaten daralan ve bereketsizleşen vaktimizi ekran karşısında tüketmek yerine, açıp ailecek dini kitaplar, hikayeler ve vaazlar okuyalım. Oturup toplu halde ölümden ve ebedi ahiret hayatından konuşalım. Bunlar bizim için yaşam boyunca değişmeyecek gündem maddeleridir. Aramıza televizyon, internet girmeden toplu halde oturup birbirimizle konuşmaya ve dertleşmeye herşeyden fazla ihtiyacımız var. Dünya mağdurları olarak birbirimizin yaralarını tedavi etmeye çalışalım. Akşamlarımızı dizi-filmlerle öldürmek yerine, çıkıp bir sohbet halkasına katılalım, haftalık bir ders programına iştirak edelim. Bunları çevremizde göremiyorsak toplanıp kendimiz organize edelim. Her ailenin akşamları toplu halde ibadet ettiği, oturup kitap okuduğu, dini sohbet yaptığı bir vakti olmalıdır. Bu hem aile dayanışması, hem nefis eğitimi için çok önemlidir. Bizi ıslah etmesi için Rabbimize dua edelim, çok dua edelim. Rabbimiz cümlemizi insanların çoğunun aldandığı boş vakit ve sıhhat israfından korusun! Amin. 

“(İnsan ahirette azabı görünce) Ah keşke bu hayatım için önceden iyi işler yapıp gönderseydim, der.” (Fecr, 24)



Bu blogdaki popüler yayınlar

Eski blog yazılarımdan (2005-2008)