Kayıtlar

İslami ilimler literatürüne giriş (I)

Hamdimiz Allah’a, salât ve selamımız Rasülullahadır. İlimlerin tasnif veya taksimi meselesi  Alimlerimiz ilimleri muhtelif nokta-i nazarlardan farklı taksime tabi tutmuşlar. Keşşafü Istılahâti’l Fünûn’da Tehanevi nazari-ameli, âli (başka bir ilme aracı)-ğayri âli, şeri-ğayri şeri ve akli-nakli gibi taksimlerin varlığından bahsederken, bir başka literatürist Taşköprüzade el-Miftah’ta varlığın kitabet, ibare, zihin ve somut (a’yân) mertebeleri üzerinden tasnif metodunu izler. Ebdecü’l-Ulûm sahibi Sıddık el-Gınnevci’nin de tercihe şayan bulduğu bu metoda göre, ilk üç katagoridekiler alet ilimleri,  a’yân katagorisi ise nazari-ameli (tahsilden maksad doğrudan kendisi olan ve olmayan) ve yine herbiri şeri-akli olması yönüyle şeri ve hikemi ilimlerdir. Taşköprüzade mevzuu, müsennafatı ve isimleri tetebbu ettikten sonra ilimlerin totalde 150 neviye ulaştığını ve sayının daha da artabileceğini kaydeder. (bkz. Ebdecü’l Ulûm, Sıddık bin Hasen el-Gınnevci) İlmi...

İslam’ın iç kontrolü; davet ve tebliğ

Resim
Davet ve tebliğ nedir? Hepimiz bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bir şeylerin reklamını yaparız. Konuşurken kullandığımız deyimlerle, giysilerimizin etiketleriyle, okuduğumuz gazeteler ve izlediğimiz programlarla daima belli markaların, belli siyasi, sosyal veya ekonomik güçlerin tanıtımını yaparız. Bu çok derin ve önlenemez bir gönüllü reklamcılıktır. Bu anlamda bütün insanlar öyle vaya böyle birçok şeyin gönüllü reklamcısıdırlar. Tebliğ ve davet veya iyiyi emredip kötüyü yasaklamak (emri bilmaruf nehyi anil münker) dediğimiz şey, İslam’ın korunup yaşatılması için çalışmak demektir. Diğer bir anlatımla, İslam bizden yabancı markaların değil, tabiatın ve bizim doğamıza kodlanmış kendi öz markamızın, yani dinin tanıtım ve çağrısını yapmamızı ister. Bu kısa girişten sonra ikinci adıma gelelim: İnsanları tam olarak neye davet edeceğiz?   İnsanları neye davet edeceksin? Davetin tüm zaman ve toplumlara yapılan ortak bir gerçeğe olacak: İnsanları Rabbleri olan tek...

Tabiilik ve tefrika arasında cemaat ve cemaatçilik

Resim
“Allah ve Rasülüne itaat edin. Sakın birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılır, zaafa düşersiniz, rüzgarınız (gücünüz) gider. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 46) “Müminler birbirlerine karşı sevgi, merhamet ve şefkat noktasında bir beden gibidirler. Bedende bir organ rahatsızlandığında diğer organlar uykusuzluk ve ateş nöbetiyle sancılanmaya başlar.” (Müslim, Kitabu’l-birri ve’s sıla) Dünkü birlik Ne güzel ümmettik biz saadet çağında! Sevincimiz, acımız birdi. Cihad ilanı yapılınca adımızı listeye yazdırmak için yarışır, birimiz hastalandığında toplu halde ziyaretine giderdik. Tanıyıp tanımadığımız herkese yolda selam verir, ezanı işitince alışverişte bile olsak eşyaları olduğumuz yere bırakıp mescide koşar, namazda omuzlarımız acıyacak kadar birbirimize kenetlenirdik. Kendimiz için ne istiyorsak müslüman kardeşimiz için onu isterdik. Doğuda bir müslümanın ayağına diken batsa Batıdaki müslüman onu ta kalbinde hissederdi. Tarağın dişle...

Evlilikte dört mutluluk sırrı

Resim
Mutluluk veya daha derin ifadesiyle huzur, hepimizin peşinden koştuğu sihirli şey. Ne var ki, mutluluk adına çıktığımız yolda çoğu zaman yanlış güzergahlara sapıyor, şerit ihlalleri yapabiliyoruz. Hanım ve kocalar, birbirlerine mutluluk sözüyle başladıkları evlilik hayatında aynı şekilde ciddi düş kırıklığı yaşayabiliyorlar. Geçen yıl 120 bin çiftin boşandığını hesaba katarsak olayın ciddiyetini anlayabiliriz. Sosyal hizmet uzmanları ve klinik psikologlar boşanmaların genelde evliliğin ilk beş yılında gerçekleştiğine ve daha önemlisi sudan bahanelerle olduğuna dikkat çekiyor. Geleneksel değerlerin çözülmesi, yoğun iş temposu, dizi filmlerle pompalanan Batı tipi yaşam tarzı ve tek başına hayat kurmayı özgürlük zannetme gibi sebepler yuvaları hızla yıkıma uğratıyor. Bunlar uzmanların ve istatistik verilerin söyledikleri, benim değil. Elbette Müslümanlar olarak bize göre, her şeyde olduğu gibi, evlilikte de bozulma nedeni imansızlık mikrobu. Allah ve Rasülü’nün emrettiği yaşam ç...

Namaz günde beş kez Müslümanı bakıma alır

Resim
                  Her şey belli aralıklarla bakıma ihtiyaç duyar. Otomobiller yıllık muayeneye götürülür, evlerde bahar ve bayram temizliği yapılır, bilgisayar programları yeni sürümleriyle güncellenir, toprak yeni ekim için nadasa bırakılır, bebekler aylık doktor bakımına götürülür… Her şey, ama her şey bir bakıma, muayeneye ve güncellenmeye ihtiyaç duyar. Gece vücudunuz için bakım zamanıdır. İyi bir uyku sonrası artık daha dinç ve sağlıklısınızdır. Peki ya ruhunuzun, peki ya iman kaynağınızın sağlığı?  İşte namaz bunu yapar. Bir kul olarak Rabbimizle aramızdaki ruh ve kalp bağlantısı namaz yoluyla güncellenir, bakımdan geçer. Namaz, günde beş vakit bizi ilahi bakıma alır ve hayattan kaptığımız mikropları temizler. Günde beş vakit namaz, bunun için gündelik yaşantımızın farklı zaman dilimlerinde Allah Azze ve Cellenin etkisini gösterir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının herbiri farklı bir yönümüzü ilahi dene...

İmanın temel gıdası; amel-i salih

Resim
                  “(İman etmeyenlerin) bütün yapıp ettiklerini havada uçuşan toza çevirir, değersiz kılarız.” (Furkan suresi, 23) Rabbimiz Azze ve Celle’nin bu beyanı, kısaca iman yoksa hiçbir şey yok der. Bir insan iman ederek yapması gereken en temel şeyi yapmış olur. İman etmek, rafa bakınca onun bir marangozu olduğuna, binaya bakınca onun bir mimarı olduğuna, tarlaya bakınca onun bir çiftçisi olduğuna inanmak kadar doğal ve kaçınılmaz bir şeydir. Buna karşılık iman etmemek, özel mülkiyete ait bir bahçeden izinsiz meyve toplamakla aynı şeydir. İman etmeden yaşayan bu dünyada çalarak yaşar. Aldığı nefesi, yiyip içtiklerini ve kazandıklarını sahibinden, yani Yüce Allah’tan izinsiz durmadan çalar. Öbür dünyadaki sonsuz azabı, burada çaldıklarının cezasından başka bir şey değildir.                    Hazreti Aişe anlatır: “Birgün Peygambe...

Hazreti Peygamberimizin Hayatını Okumaya Giriş

Resim
Salât ve selam üzerine olsun… Zorunlu esareti gönüllü kulluğa çeviren usta elçiler. İdeal yaşam beyannamesini kamu oyuna bildiren Allah sözcüleri: Peygamberler Rehber kitabımız Kuran-ı Kerim “göklerde ve yerde ne varsa -istese de, istemese de- O'na (Allah’a) teslim olmuştur ve her şey O'na döndürülmektedir” der. (Âli İmran suresi, 83) Bu, insanların karşı koyamayacakları bir çekim gücüyle yaratıcı Rabblerine doğru meylettiklerini gösterir. Bizler Rabbimiz Teâlâya teslim olup olamayacağımıza değil, yalnızca bunu kimin isteği doğrultusunda, ne şekilde gerçekleştireceğimize karar veririz. Keyfimize estiği gibi mi, yoksa Rabbimizin istediği gibi mi O’na kul olacağız? İşte din, dini insanlara yaymak için peygamber, ikisini sürekli kılmak için kutsal kitap ikinci şıkkı seçmemiz için gönderilir. Dolasıyla din, peygamber ve kutsal kitap kopmaz bir parçadır ve insanların ilahi olanla sağlıklı bağlantı kurmasını sağlar. Üç esasın ayrılmaz bütünlüğünü şu ilahi ifade göst...